Biyomühendislikte alan ayrımı

Biyomühendislik sıradan bir bilimsel çalışma alanı değildir. Biyomühendislikten çözüm bekleyen bir sorun, en az iki farklı bilimsel alanın farklı konularının en doğru şekilde birleştirilmesiyle çözülür. Madem biyomühendislik farklı farklı konularda çalışabilir ve bunu yaparken farklı farklı bilim dallarını kullanır, o zaman bir biyomühendis sadece tek konu çalışabilir mi?

 Aslında cevap inovasyon yazımızda gizli. Bu zamanda hiç bir bilim dalında uzmanlaşan bir kişi, sadece bir konuya hatta bir bilim dalına sadık kalarak “innovatif” olamaz. Ancak hiçbir yenilik içermeyen yada deneysel çoklama yöntemiyle bir konuyu farklı şekillerde ele alarak sadece test ve sonuçların farklı olduğu, birbirine çok benzeyen makaleler çıkarmak yoluyla başarı elde edilebilir. Buna başarı diyorum çünkü az da olsa bu çalışmalara da ihtiyaç vardır. Buna karşılık bazı temel bilim dalları asla değerini kaybetmeyen temel-gerekli konulara sahiptir. Burada bilim adamlarına düşen görev yeni bir keşif değil yeni teknolojiler geliştirerek eski keşiflerin daha hızlı kullanılmasını sağlamaktır. Mikroskop 400 yıldır vardır, ancak cep telefonuna girecek kadar küçük bir mikroskop henüz yok.

Bir biyomühendis, biyomühendis olmanın hakkını tam vermek istiyorsa konusuyla yalnız başına kalmaktan mümkün olduğu kadar uzaklaşmalıdır. Diğer bilim dalları veya diğer konulardaki ortaklıkları fark etmelidir. Maalesef biyomühendisliğin biyoloji mühendisliğine dönüştürüldüğünü görüyoruz, daha da kötüsü biyoproses mühendisliğine. Bu durumda biyomühendislik tek bir uygulamadan ibaret kalmaktadır ve çalışma alanı %10’a inmektedir. Bahsettiğim durum dünyada önde gelen üniversitelerde de mevcuttur. Bazı üniversiteler biyomühendisliğin konularını ayrı ayrı bölümler olarak açmışlardır. Biyoproses, biyomalzeme, biyomedikal, biyoinformatik, genetik mühendisliği, biyoenerji ayrılmıştır. Bu ayrımlar kişinin bir konuda daha uzman olmasını sağlıyor gibi gözükse de aslında biyomühendisliğin tanımına zıt olarak biyo-x mühendisliği konumuna düşmesine neden olmaktadır. Bu da birbirine çok yakın olan bu alanların birbirinden uzak gibi algılanmasına neden olur. Gelecekte bu bölümler lisans bölümü olarak kalacak, biyomühendislik sadece yüksek lisans olacak belki de. Bu çok daha mantıklı olur. Yoksa biyomühendislik adı altında lisans eğitimi verirken adayları tek bir alanda sıkıştırmak büyük bir hata olur. Diğer bir sorun da aynı kurumda birbirine çok yakın bölümlerin var olmasıdır. Mesela aynı üniversitede hem biyomühendislik hem de biyomedikal mühendisliği olması iki tarafı da zor duruma düşürebilir. Biyomühendislik adı verilmiş bir program, biyomühendisliğin tüm konularını kapsamalıdır. Yoksa hal böyleyken alt kümeyle ana kümeyi bir tutmak hiç mantıklı olmaz.

Konumuz biyomühendislikte alan ayrımı olunca sadece “biyomühendisliğin özlük haklarından” bahsetmiş olmayalım. Her biyomühendislik lisans öğrencisi biyomühendislikte konuların nasıl ayrıldığını fark edecektir. Çok fazla detaya inmek istemiyorum. Aşı geliştirmek istiyorsanız elbetteki moleküler biyoloji konularına ağırlık vereceksiniz. Eğer aşının kendini değil de vücuda dağılımını yada bunun takibini yada otomatikleştirilmesini yada non-invasif olarak taşınabilmesini istiyorsanız o zaman akışkanlar mekaniği, biyotranstport, CFD modelleme belki elektronik, optik hatta akustik, polimer ve tıp çalışacaksınız. Buradan önemli iki sonuç çıkarmanızı istiyorum, bir: aşının kendini geliştirmek aslında moleküler biyolojinin ta kendisidir yani sürecin biyomühendislik olması için bir farklılığa ihtiyaç vardır, iki: biyomühendislik çözüm odaklı bir alan olduğu için her an başka bir bilim dalınının bir konusunu kullanıp ortak ve bölümler (disiplinler, alanlar, branşlar, bilimler) arası bir çalışma ile sonuca varmanız gerekebilir. Biyomühendisten asıl istenen birincisi değil ikincisi olmalıdır. Bir moleküler biyoloğun ilgilenmeyeceği şey moleküler biyoloji olmayan konulardır ama biyomühendisin ilgilenmeyeceği bir şey yoktur. Sorunu görmek, çözüme gitmek, moleküler biyoloğun elindeki tecrübe ve bilgiyi en iyi şekilde kullanmak; çoğu zaman biyomühendisin görevidir. Buradan çıkarılacak sonuç biyomühendisin sürekli araştırma halinde olması gerekliliğidir, öyle ki sorunları yakalamak için bile araştırma yapması gerekir. Bu paragrafı bitirirken şunu belirtmeden geçmemeliyim. Bir biyomühendis moleküler biyoloji gibi tek bir alanda özelleşmek isteyebilir bu onun hakkıdır tabi ki ancak mikropipet kullanmayı bilmek mühendis olmaya yetmez. Diğer yandan aşı geliştirmek çok uzun araştırmalar içeren, çok sabır gerektiren bir süreç, bildiğimiz gibi rutin bazı işlemlerin belki bir düzene göre tekrar edilmesini gerektirmekte. Bazı insanlar bu şekilde çalışmayı sevebilirler. Zaten yazımızın girişinde de belirttiğimiz gibi biyomühendislik lisans eğitimi bir üst sekmeye geçiş için yol gösterici olma görevini yerine getirebilir. Mezunlar çalışmalarına devam ederlerken isterlerse daha maceracı isterlerse de daha kararlı bir düzlemde gidebilirler. Sonuç olarak her ne kadar mühendisliğin ruhu maceracı olmayı gerektirir desek bile eğitimini tamamlamış kişiler için böyle bir devam zorunluluğu yoktur.

Biyomühendislikte alan ayrımı” için 2 yorum

  • 12 Haziran 2014 tarihinde, saat 10:15
    Permalink

    Biyomühendislik için alışılmış tanımlamaların dışına çıkılması gerektiğini düşünüorum çünkü ; alınan dersler biyoloji ağırlıklı fakat bir biyologdan farkının olması gerekiyor. Türkiyedeki yapılan çalışmalar gösteriyorki sadece hücresel analizlerle çalışılıyor ve bunu biyologlar da yapar. Biraz daha mühendislik alana kayılması gerekir . Biyomalzemeler ve Biyomedikal gibi ..

    Yanıtla
  • 17 Aralık 2014 tarihinde, saat 16:13
    Permalink

    Maalesef Türkiye’de biyomühendislik kavramı tam oturmadı. Devlet bile bu biyomühendislerin hangi alanda çalışacağını bilmiyor, ara-sıra KPSS alımında genetik ve biyomühendislik, biyomühendislik, biyomedikal mühendisliği mezunu sallıyor. Yeri gelmişken biyomühendislik bölümü varken biyomedikal mühendisliğinin açılmasının gereksiz olduğunu belirtmek isterim. Zaten biyomedikal mühendisliği biyomühendisliğin bir alt dalı.
    Bu tür disiplinler arası bölümler için modül sistemi kurulmalı bence: öğrenci 2.,3.,4. yılında derslerini uzmanlaşmak istediği alana göre seçmeli. Medikal ise biyomedikal modülü derslerini almalı, biyoproses ise o konuyla ilgili dersleri almalı. Tabi yetişmiş öğretim elemanı olmadığı için bu sisteme geçilmesi zaman alır.
    Bir de bölümlerin misyon ve vizyonlarını çok iyi, net bir şekilde belirlemesi ve o doğrultuda çalışması gerektiğini düşünüyorum.

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir